.Sözüm Ona.
OOO KİMLER GELMİŞ

Lütfen Giriş Yapınız,Yada Üye Olunuz!
Umarız Forumumuzda İyi vakit geçirirsiniz...



.Sözüm Ona.

.____ SÖZÜM ONA ____.
 
AnasayfaKapıGaleriAramaKayıt OlGiriş yapİLetiŞiM
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» iyi insanlar iyi imkandır
Salı Ekim 16, 2018 10:10 am tarafından Muhtesim

» biz size döneriz...
Cuma Eyl. 28, 2018 10:04 am tarafından Muhtesim

» gülsene veteranspor ilk hazırlık maçından
Paz Eyl. 23, 2018 9:13 am tarafından Muhtesim

» antrenman maçı hazırlığı
Paz Eyl. 23, 2018 8:59 am tarafından Muhtesim

» antrenman
Paz Eyl. 23, 2018 8:52 am tarafından Muhtesim

» takımımıza yeni katılanlar var
Paz Eyl. 23, 2018 8:45 am tarafından Muhtesim

» antrenmandan enstantaneler
Paz Eyl. 23, 2018 8:37 am tarafından Muhtesim

» Gülsene Veteranspor ilk maç kadromuz
Paz Eyl. 23, 2018 8:34 am tarafından Muhtesim

» gamzene doldurdum geceyi
Salı Eyl. 18, 2018 8:22 am tarafından Muhtesim

» ey özgürlük
Salı Eyl. 18, 2018 7:53 am tarafından Muhtesim

En iyi yollayıcılar
Muhtesim
 
berfin
 
karanfil
 
Necati
 
hzn
 
SusKun
 
Aslı
 
ela-gözlüm
 
buket_07
 
Şamil
 
Anahtar-kelime
beden sokağı uyku kalbim yalnızlık Dostoyevski özgürlük hatırla bıyık adamlığı sosyologlar sevgi muhtesim kadın hayaller iletişim başa kimdir Dost hayal sosyolog baştan
SAAT
NAMAZ ÖĞRENİYORUM
NAMAZ HABERLERİ
  SİTENE EKLE
SİTENE EKLE
Kur’an-i Kerim OgReN
www.baktube.tr.gg
sitene ekle
İstiklal Marşı
İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy


GüNüN SöZü
Ads

    No ads available.



    Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
     

     Çocuk ve Din

    Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    hzn
    TecrubeLi ÜyE
    TecrubeLi ÜyE
    avatar

    Mesaj Sayısı : 330
    Teşekkür Sayısı : 27
    Kayıt tarihi : 17/11/08

    MesajKonu: Çocuk ve Din   Ptsi Ocak 12, 2009 11:27 am

    Din, bireye hayatını düzene koymak için bazı ilkeler kazandırır. Din eğitimi insana Allah inancını öğreterek hayatının değerini ve üstünlüğünü anlatır. Ona, bedensel zevklerini ve ihtiyaçlarını gidermesi yanında ruhunun isteklerini de dikkate almasını öğretir. Din sosyal gruba iyi ve doğru hedefler gösterir.(1)

    Din duygusu evlat olma duygusudur. Bu duygunun çocuktaki ilk konusu ana babadır. Çocuk onlarda bütün tanrısal yetkinliklerini bulur. Fakat hayattaki denemeler, çocuğu, din değilse bile tanrı değiştirmeye, ilkin ana babasına yüklediği üstün özellikleri uzak bir varlığa geçirmeyi zorunlu kılar.(2)
    Sorgu çağının hemen ardından, etrafını kuşatan fizik ve sosyal çevreyi keşfetme ve tanıma arzusunda olan çocuğun önde gelen meraklarından biri de ‘Kim tarafından yaratıldığı?’dır. Diğer meraklarda olduğu gibi, bu konuda da çocuk cevabı öncelikle anne ve babasından bekler. Peygamberimiz “ Her kişiye kendi anlayışına göre konuşun” demiştir. Eğer çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorsanız, belli zamanlarda onun baktığı pencerelerden bakabilmelisiniz. Din konusunda da çocuğun düzeyi düşünülerek hareket edilmelidir.
    H. Ayhan’ a göre din konularını zamanından önce ya da sonra yanlış öğretirsek, hangi yaşta olursa olsun çocuğa veya yetişkin insana iyilik yerine kötülük yapmış oluruz.
    Çocuk 4 yaş dolaylarında Allah hakkında fikir yürütmeye başlar. Bu yaş çocuklarının Allah tasavvuru, gelişim özelliklerine ve zihinsel kapasitelerine uygun olarak Allah’ı insana benzetme, insani vasıflarla düşünme şeklindedir.(1)
    Din ve Allah ile ilgili kavramlar yaklaşık 4 yaşlarından itibaren soru kalıbı haline getirilirler. Her ne kadar bu yaşta sorulanların da tam bir bilinç ile sorulmadığını anlasak da, sorularda gerçekten anlamak arzusunun bulunduğunu görürüz. 4 yaş çocuğunun din ile ilgili sorabileceği ve merak içeren cümlelerden bazı örnekler verebiliriz:


    “Allah’ın boyu ne kadar?”
    “Allah’ın arkadaşları var mı?”
    “Her şeyi Allah’ mı yapıyor?”
    “Allah’ı neden göremiyoruz?”
    “Biz de Allah olamaz mıyız? Keşke biz de Allah olsaydık.”
    “Allah’ı neden göremiyoruz? Sen Allah’ı gördün mü?”


    Sınırlı düşünce yapısından dolayı, herkesin çok kullandığı ve bilindiğini zannettiği Allah kavramını da sınırlı imkânlarıyla kavramaya çalışır. Özellikle 4 yaşlarında başlayan ilginin oldukça şaşırtıcı olduğu, ailelerin bildiği bir gerçektir.(2) Çocuğun kafasında güçlü ve büyük sıfatlarıyla özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları taşıyan kişilerle somutlaştırdığı bir Allah tasavvuru oluşur.(1)


    5–6 yaşlarındaki çocukların kafalarındaki tanrı düşüncesi bir insan gibi tasavvur edilse de onun diğer insanlardan farklı olması gerektiğine ilişkin gizli bir inanç da taşırlar.”İnsan gibi olsa da, en büyük insan olmalı.” diye düşünebilirler.
    Okulöncesi dönemde çocuğa göre Tanrı, yaşlı bir erkek olarak, canlı ve hareketli ve bu dünyada olan her şeyle ilişkili biçimde çocukların yararına göre, çocuklar sevinsin diye dünyayı tıpkı bir ustanın yaptığı gibi biçimlendirmiştir.
    Çocuklar Tanrının gücünü anlayabilmek için ebeveynlerin muktedir olma gücünü ölçüt olarak alırlar. Onlara göre Tanrı cennette ya da yukarılarda bir yerde oturan birisidir. Yaşlıdır ve bütün organları insanlarınkine kıyasla büyüktür. Bir Süpermen gibi istediği şeyi yapabilir.
    Bazılarına göre Allah yalnız yaşar bazılarına göre Allah ile beraber yaşıyor olabilir. Okulöncesi çocukları eğer yakına gelirse -ki gelme ihtimali vardır- o zaman Allah ‘ı görebilir ya da çok iri olması görünmesine mani oluyordur.
    Özetlersek çocuk anlayışı için Allah;
    Gökyüzünde bir yerde asılı duruyor olabilir. Eğer çok büyükse inmesi tehlikeli olabilir. Çoğunlukla yalnız yaşar ve çoğunlukla erkektir.
    1993 yılında 44 çocuk ve anneleri ile yapılan bir araştırma, okulöncesinde bulunan çocukların kendilerini seven dost bir Tanrı’ ya inanmak istediklerini göstermektedir. Bu yaş grubu çocuklarına göre

    Tanrı‘nın çocukları sevme nedeni, anne ve babalarının onlardan bekledikleri ile yakından ilgilidir. Anneleri gibi Tanrı’ da onlardan, yemek yemelerini, uslu durmalarını beklemektedir.(2)


    7–9 yaş grubu çocuklarda Allah arayışı 10–12 yaş grubuna göre daha etkin görünmektedir. 7 yaşından itibaren çocuklar, Allah’ı kendisinin ve yakınlarının yaratıcısı çok yüce bir varlık olarak tasavvur ederken hala onun gökte olduğunu düşünürler. Ancak

    11 yaşından itibaren çocuklar soyut bir yaklaşımla Allah’ ın her zaman her yerde olduğuna inanırlar. Bu bilişsel gelişime koşut olarak, çocuğun getirdiği açıklamalarda, hiç şüphe yok ki anne ve baba modelinin rolü çok büyüktür. Anne ve baba, dini inanç, düşünce ve uygulamalarıyla öncelikle sağlıklı bir model oluşturmalıdır.
    Çocuğun soruları yukarıda belirtilen gelişim aşamaları göz önünde tutularak basit fakat doğru ve sade bir dille cevaplandırılmalıdır.(1)
    Diyelim ki 4 yaşındaki bir çocuk bir çocuk bir gün “Keşke Allah olsaydık.” Şeklinde bir ifadeyi diline doladı. Dini inançlarınız gereği içinizden gelecek tepki “Hayır, böyle bir şey olamaz!” şeklinde olabilir. Fakat bunu dile getirmeniz, çocuğunuzun size en azından olmak istedikleri konusunda bir daha açılmamasına neden olabilir. Bunun yerine “Vay canına, demek güçlü olmak istiyorsun.” ve ya “Demek görünmez olmak istiyorsun.” diye karşılamak gerekir.
    Çocuğunuzun ısrarla “Allah’ı neden göremiyoruz?” dediğinde , “Bizim gözlerimiz küçük, Allah ise çok büyük. Bu yüzden göremiyoruz.” diyebiliriz. Konuya onun açısından bildiği kavramlarla ifade ederek bakmış oluruz. Görülmeyen şeyleri anlatmak için, nefes üfleme deneyi yapabilirsiniz. “Nefesini üfle” deyip görüp görmediğini sorabilir böylece ona bazı şeylerin görülmeden de var olabileceğini anlatabilirsiniz.(2)
    Allah ‘ın esirgeyen, her şeyi yaratan ve koruyan bir yüce varlık olduğu anlatılmalı ve çocuğa Allah korkusu yerine Allah sevgisi aşılanmalıdır. Eğer çocuk Allah sevgisine ulaşan bir insan olabilirse, başta insanlar olmak üzere her türlü varlıkları sevecektir. Bu sevgi ise, ona her türlü güçlüğü yenmesine yardımcı olacaktır. İnsanları sevme ve saymanın Allah’ a yaklaşma demek olduğu anlatılmalıdır.


    Allah inancı gelişen çocuk kafasındaki sorulara yanıt bulan güven duygusu gelişmiş,dingin, huzurlu bir birey olmaya başlar. Bu nedenle özellikle 7 yaşından başlayarak din konusunda ihtiyacı olan bilgiyi vermek ve olumlu bir model oluşturmak suretiyle çocuğu desteklemek, ebeveynin başlıca görevi olmalıdır.
    Allah korkusu terbiye aracı olarak kullanılmalı mıdır?
    Allah hakkında henüz hiçbir bilgisi olmayan çocuklara, Allah’ın ceza verici ve korkutucu olduğunu telkin etmek çok yanlış sonuçlar doğurur.

    Bazı aileler, Allah korkusunu yanlış bir şekilde terbiye aracı olarak kullanmakta ve bu korkuyu “Annesinin sözünü dinlemeyeni Allah taş yapar!”, “Yemeğini yemeyeni cehennemde yakar!”, “Yalan söyleyenin dilini keser!” gibi cümlelerle çocuğun kafasına sokmaya çalışmaktadır. Bunun sonucunda yanlış bir Allah tasavvuru oluşmakla kalmaz, aynı zamanda sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan bu çocuğun ruh sağlığı da bozulur.

    Nitekim Mualla Öztürk , aşırı derecede gelişmiş “Allah korkusu” nun ortaya çıkardığı bir takım rahatsızlıkları ele almakta ve çocuğun zamanla yenemediği mikrop, hastalık, ölüm gibi korkularının içinde ve başında Allah korkusunun olduğunu söylemektedir.

    Dodurgalı’ya göre, bu duruma meydan vermekten kaçınılmalıdır. Hatta Allah’ın çocuklar için günah yazmadığı sık sık vurgulanarak çocuğun Allah’a yaklaşması temin edilmelidir. Kısaca, çocuğun Allah korkusu yerine Allah sevgisiyle yetişmesi gerekmektedir.
    Çocuk, Allah’ın seven, koruyan, hoş gören, affeden, cezadan çok ödüllendiren bir varlık olduğunu öğrenmelidir.(1)



    KAYNAKLAR

    1. YAVUZER Haluk,2003, Çocuğu Tanımak Anlamak , İstanbul, 2.baskı, s:70,71
    2. YURDAGÜL Mehmedoğlu, 2003, Çocuk ahlak ve Din, İstanbul, 1.baskı, Morpa Kültür yayınları, s: 30-56
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     
    Çocuk ve Din
    Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz
    .Sözüm Ona. :: SoSyoLoGLar SokaĞı-
    Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderBuraya geçin: